Yeni Nesil Bir Blog Sivil.net

Uzun süredir blog dünyasından bi haber uzaktım bugün tesadüfen dolaşırken bir blog ile karşılaştık karşılaşmasına ama yabancı birine ait değil çok sevdiğim bir kardeşime ait bir blog hemde Yeni Nesil Blog sloganı ile yayın hayatına devam eden www.sivil.net blogunu inceledim güncellik konusunda bir kaç eksiği olsada Genel Yazılar Kategorisi oldukça güncel olmakla beraber en kısa sürede sizlerinde beğenisini kazanacağına inanmaktayım umarım gerçekten ismi gibi yeni nesil bir blog olarak kendi takipçilerinin beğenisinide kazanabilirler .
HTC Primo Detayları Belli Oldu

Tayvanlı cep telefonu devi HTC özellikle 2011 senesinde piyasaya sürdüğü gelişmiş özellikli ve kaliteli akıllı cep telefonları ile yüksek satış rakamlarına ulaşmayı başardı. HTC’nin yeni çıkacak akıllı cep telefonları hakkında bilgiler gelmeye devam ediyor. HTC’nin yeni çıkacak ürünlerinden bir tanesi de HTC Primo.
Resmi olmayan özelliklerine bakacak olursak eğer HTC tarafından orta seviye kullanıcılara sunulacak olan HTC Primo 3.7″ lik büyüklüğünde Super Amoled çoklu dokunmatik ekrana sahip olacak. Ekran ayrıca Gorilla Glass sayesinde çizilmeye ve toza karşı da dayanıklı olacak.
İşletim sistemi olarak Google’ın son mobil işletim sistemi Android 4.0 Ice Cream Sandwich üzerinde çalışacak olan HTC Primo’da HTC Sense 4.0 kullanılıyor. İşlemci olarak gücünü 1Ghz saat hızında çalışan çift çekirdekli işlemciden alacak olan HTC Primo 512MB sistem belleğine sahip olacak.
Arka tarafında 720p HD video çekimine de izin veren 5MP kameraya sahip olan HTC Primo ayrıca HTC’nin ses teknolojisi Beasts Audio desteğini de içerecek. Fiyatı hakkında net bir bilgi bulunmasa da fiyatının makul bir düzeyde olacağı kaydediliyor
Moda ve modarehberi.org

Sizlere bugün Moda hakkında çeşitli bilgiler sunan, yeni trendleri takip etmenizde çok kolaylık sağlayan, yeni keşfettiğim kaliteli bir moda sitesi olan modarehberi.org dan bahsedeceğim.
Öncelikle giriş olarak Moda nedir onu inceleyelim. Moda İtalyanca’ da anlamı değişik ihtiyaçların, gereksinimlerin belirli süreler boyunca toplum yaşamını içerisine girmesi, onları etkilemesi, geçici özenti oluşturması bir yenilik diyebiliriz. Moda’yı aslında başka bir şekilde de bir şeylere karşı gösterilen aşırı düşkünlük diye de çağrıştırabiliriz.
Özellikle soğuk havaların geldiği şu günlerde 2012 Sonbahar-Kış Modası nasıl onu takip edelim.2012 ocak kış modasının nasıl olacağı hakkında da biraz bilgi vermek istiyorum. Araştırmalarımıza göre 2012 Ocak kış modasında, gizli saklı köşelerde kalan kürklerinizi, kabanlarınızı çıkartmak durumunda kalacaksınz gibi gözüküyor. Renk olarak ise rengarenk bir kışa merhaba diyebiliriz. Siyah rengin dışında kahve tonları, beyaz dahil, krem, sarı, yavruağzı, mercan renklerini ile bira arada görmemiz mümkün olacak.
Evlenenler için ise 2012 Gelinlik Modelleri hakkında mutlaka http://modarehberi.org/category/2012-gelinlik-modelleri/ takip etmeleri gerekmektedir. Birbirinden güzel, modelleri görmeniz mümkündür.
Eğer Abiye’ye meraklıysanız Abiye Çanta Çeşitleri ve Abiye Elbise Modelleri ni modarehberi.org dan inceleyebilirsiniz
Nicolas Steno

Bugün Google girenler yine değişik bir logo ile karşılaşacaklar bunun sebebi ise Nicolas Steno olacaktır .
11 Ocak 1638 Doğumlu olan Nicolas Steno 25 Kasım 1686 tarihinde ölmüştür. (Danca: Niels Stensen, Latince yazılı kitaplarda Nicolaus Steno), anatomi ve jeoloji dalında Danimarkalı öncü bir bilim adamı. Hali hazırda 1659 yılında, sadece bir kitapta yazdığı için bilgileri kabul etmemeye, bunun yerine kendi kendine araştırıp açıklığa kavuşturmaya karar verdi. Steno, jeoloji ve stratigrafinin babası olarak kabul edilir
Nicolas Steno, Jülyen takvimine göre Yeni Yıl Günü’nde, Danimarka Kralı Christian IV için düzenli olarak çalışan Lutheran bir kuyumcunun oğlu olarak Kopenhag’da doğmuştur. Stensen, bilinmeyen bir hastalık yüzünden çocukluğunda yalnız olarak büyüdü. Annesinin başka bir kuyumcu ile yeniden evlenmesinin ardından, 1644 yılında babası vefat etti. 1654-1655 yılları arasında, onunla aynı okulu ziyaret eden 240 öğrenci, bu dönemde salgın gösteren büyük vebahastalığı yüzünden öldü. Steno’nun yaşadığı evin sokağının hemen karşısında, 1671 yılında ona Kopenhag’da profesörlük önerisi yapacak olan Peder Schumacher yaşıyordu. Steno, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, aslında hayatının geri kalan kısmına kadar sürecek olan bir Avrupa yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta Steno, Hollanda, Fransa, İtalya ve Almanya’da önde gelen hekim ve bilim adamları ile temaslarda bulundu. Steno’nun bunlardan etkilenmesi, önemli bilimsel keşifler yapmak için onun kendi gözlem gücünü kullanmasına yol açtı. Bilimsel soruların genellikle yerleşmiş ve katı otoritelerce cevaplanmaya çalıştığı bir dönemde Steno, yaptığı gözlemler her ne kadar geleneksel doktrinlerden farklı olsa bile, kendi gözlerine güvenecek kadar cesurdu.
Thomas Bartholin’in çağrısına uyan Steno, önce Rostock’a, sonra da Gerard Blasius’dan anatomi eğitimi aldığı Amsterdam’a giderek lenfatik sisteme tekrar odaklandı. Steno, koyun, köpek ve tavşan kafalarında, daha önce de tanımlanmış olan “duktus stenonianus” (parotis tükürük bezi kanalı) isimli bir yapıyı keşfetti. Bu keşfin kime mal edileceğine dair Blasius ile bir anlaşmızlık olsa da Steno’nun ismi bu yapıyla ilişkilidir.[3]
Bir kaç ay içinde Steno, Oca Swammerdam, Frederik Ruysch, Reinier de Graaf gibi öğrencilerle, bunun yanında ünlü bir profesör olan Franciscus de le Boe Sylvius ve Baruch Spinoza ile buluşmak üzere Leiden kentine gitti.[4] Ayrıca bu dönemde René Descartes de beyin çalışmaları üzerine araştırmalar yazıyor ve Steno, Descartes’in gözyaşının kökenine dair yaptığı açıklamaların doğru olmadığı kanısındaydı. Steno, kalp üzerine eğitim almıştı ve kalbin sıradan bir kas olduğunu belirlemişti.
Steno daha sonra Fransa’ya Saumur kentine gitti ve burada Melchisédech Thévenot ve Ole Borch ile bir araya geldi. Steno, buradan da Montpellier’e geçerek onun çalışmalarını ünlü bir İngiliz bilim topluluğu olan Royal Society’e tanıtan Martin Lister ve William Croone ile buluştu. Steno, İtalya’nın Pisa kentine giderek orada sanat ve bilimi destekleyen Toskana Grandük’ü Ferdinando II de’ Medici ile bir araya geldi. Floransa’nın Vecchio Sarayı’nda (Palazzo Vecchio) kalması için teklif alan Steno, bunun karşılığında ondan doğa bilimleri hakkında Rönesans devrine ait birçok paha biçilmez eserlerin barındığı Harikalar Kabinesi’ne (Cabinet of curiosities) çeki düzen vermesi istenildi. Steno, önce Roma’ya gitti ve burada dönemin papası olan Alexander VII ve İtalyan bir hekim olan Marcello Malpighi ile buluştu. Bir hastanede anotomi uzmanı olarak görev alan Steno burada kas sistemi ve kas kasılmasının doğası üzerine çalışmalara odaklandı. Ayrıca Floransa Deney Akademisi’nin (Accademia del Cimento) bir üyesi oldu. Vincenzio Viviani gibi Steno da kasların kasılırken şekil değiştirdiğini ama hacimlerinin sabit kaldığını göstermek için geometriden yararlandı.
Kaynak : Nicolas Steno
Seneler Geçtikçe Değişen Bakış Açısı

Az önce yeşil yol isimli filmi yaklaşık 6 yıl aradan sonra tekrar izleme fırsatı buldum az çok anımsıyorsamda o zamanlar gençlik ve cahillik ile alakalı olsa gerek bu kadar etki bırakmamıştı üzerimde şimdi saat gecenin 3 ü ve şunu düşünüyorum seneler geçiyor ve bakış açısıda değişiyor bununla birlikte duygular ve düşüncelerde değişiyor yalnız bunu öncesinde değiştiremiyorsak sonrasında nasıl hakim olabiliriz bu duygulara bir çözüm yolu varmı veya birşeyleri değiştirme imkanız varmı ? Bu sorular kafamı kurcalıyor ne yapabiliriz nasıl yapabiliriz bilmiyorum ama umarım herşeyi iyi anlamda değiştirme fırsatımız olurda pişmanlıklar yaşamayız .