Sperm üretim sistemi iki erbezinden (testisten) oluşmaktadır. Testislerde sperm üretiminin yanında aynı zamanda ergenlikte çeşitli fiziksel değişikliklere sebep olan hormonlar da üretilir. Spermi kadının dölyatağına (uterus) ulaştıran organa penis diyoruz. Penisin diğer bir görevi de vücuttan idrarın atılmasıdır. İdrarın boşaltılmasını erkeklerde penis sağlar. Spermi erbezlerinden penise ulaştıran bir kanal sistemi bulunur. Sistemde depolama bölgeleri vardır. Bu sebeple erbezleri, yalnızca spermin boşaltıldığı orgazm esnasında değil de devamlı olarak sperm üretebilmektedir. Erkekte cinsel organlarda spermlerin içinde yaşadıkları ve yüzdükleri sıvıyı üreten bir dizi salgı bezi daha bulunur. Tüm bu organların içerisinde üreme için en önemli olanı erbezleridir. Erbezleri, gövdenin dışında bulunur ve derisi kırışık bir torbanın içindedirler. Erbezleri ilk olarak gövdenin içinde oluşur ve doğumdan kısa bir süre önce torbanın içine inerler. Bazı durumlarda bu olay gerçekleşmeyebilir. Tıp dilinde inmemiş testis dedikleri olay bundan ibarettir. Eğer bu gerçekleşmez ve zamanında gerekli tıbbi müdahale yapılmazsa erkek yaşamı boyunca kısır kalabilir.

Hayvan türlerinin büyük bir bölümünde, erbezleri, insanlarınkinden farklı olarak gövdenin içinde bulunmaktadır. Yalnızca bazı memeli türlerinde erbezleri doğumdan bir süre önce, ilk olarak bulundukları, böbreklerin yakınındaki bölgeden gövdenin dışına, erbezi torbalarının içine inerler. Bazı türlerde testisler yine aşağıya iner ama gövdenin dışına çıkmazlar. Bu türlerde erbezleri karın boşluğunun alt kısmında kalır. Bazı türlerde ise daha değişik bir düzen bulunur. Erbezleri mevsimlere göre yer değiştirebilmektedirler. Çiftleşme zamanlarında gövdenin dışına çıkar, çiftleşme dönemi bitince yine karın boşluğunun içine çekilirler. Bu mevsimlere göre gösterilen hareket de gösteriyor ki, canlıların büyük kısmında erbezlerinin etkinliği, gövdenin dışına çıkmalarıyla sağlanır. Diğer bir deyişle insanlarda görüldüğü gibi hayvanların çoğunda da sperm üretimi sadece gövdenin dışında bulunan ve dolayısıyla sıcaklığı gövde sıcaklığından biraz daha düşük olan erbezleri tarafından gerçekleştirilir. Bazı farelerle deney yapılmış ve bu farelerin erbezi torbaları yün kumaşlarla sarılmıştır. Torbalardaki sıcaklık arttığı için bu farelerin kısırlaştığı gözlenmiştir. Buna karşılık yalnızca vücut sıcaklığında olan bir erbezinde sperm üretebilen türlerin sayısı da çok fazladır ve bunlar, erbezleri gövde dışında olan türlere çok benzer, akraba türlerdir. Çok yakın türlerin değişik ısı düzeylerinde üreme faaliyetlerini yürütmesi hala bilimsel açıdan anlaşılamamıştır. Erbezi torbasına sahip olan türlerde bu organın yeri de türden türe farklılık gösterir. İnsanlarda torbalar penisin arkasında bulunur buna karşılık bazı keseli hayvanlarda penisin önündedir. Şebeklerde ise torba (scrotum) penisin yanında bulunur.
Aramalar: Testis ne işe yarar? testisin manası nedir? testisin vücuttaki görevi nedir?
Bebeği ilk yıkayacağınız odanın ısısı 25-28 C derece olmalıdır. Banyo için gerekli araç ve gereci iyi seçin.
Bebeği kurulamak için onu tamamen sarabilecek büyükçe temiz bir havlu, giysileri ve bir tas, 3-4 adet yumuşak tülbent, sabun veya göz yakmayan bebe şampuanı, son olarakta bir küvet hazırlayın.

Bebeği tamamen içine alabilen bir banyo küveti ya da leğen, kaynatılmış ve 37 dereceye ılıtılmış su hazırlayın. Suyun sıcaklığını suya dirseğinizi sokarak kontrol etmeyi unutmayın.
BEBEĞİN BANYOSUNUN YAPILIŞI: Banyo kabını sabunlu suyla yıkayıp, bir miktar alkol dökerek alevden geçirin. Bunun amacı kapta bulanabilecek mikropları öldürmektir. Eğer kap plastik ise kaynamış sabunlu suyla iyice yıkayın ve durulayın. Kabı üçte ikisine kadar suyla doldurun. Ellerinizi banyoya başlamadan önce sıcak sabunlu su ile iyice yıkayın. Suyu sabunla köpürtün. Temiz ılık su dolu bir kabı diğer tasla birlikte yanınızda bulundurun. Bebeği soyarak banyoya sokun.
Bebeğinizin başını bileğinize dayayarak diğer elinizle koltuğunun altından sıkıca tutun. Bebeğin elinizden kaymamasına dikkat edin. Sabunlu bir tülbentle başını silin. Daha sonra vücudunu sabunlayın. Bebeğinizi sudan çıkarın ve başından aşağı bir kaç tas temiz su dökerek banyoyu tamamlayın.
BEBEĞİ DOĞRU EMZİRME
Bebeğini emzirirken anne sırtını duvar, sandalye arkası gibi bir yere dayayarak oturmalıdır. Bebeği, emzireceği meme tarafındaki koluna yatırmalı, gerekirse bebeğin başının göğüs düzeyine yükselmesi için alttan yastıkla destek yapılmalıdır. Bebek sadece meme ucunu değil, çevresindeki esmer renkli bölgenin tamamını ağzına almalıdır. Bu bölge anne tarafından iki parmak arasına sıkıştırılarak bebeğin ağzına verilmelidir. İlk aylarda bebek süt emerken hava yutar. Bu bebeğin yeterince süt almasını engellediği gibi sancılanmasına da yol açar. Bebeğin fazla hava yutmaması için süt emerken gövdesinin üst kısmı yüksekte tutulmalıdır.

Bebek emmeye başladıktan sonra meme altta tutularak biraz yukarı kaldırılır ve annenin göğüs kafesine doğru hafifçe bastırılır. Bu tutuş süt kanallarını sıkıştırarak sütün dışarı akmasını kolaylaştırır. Emerken bebeğin burnundan rahatça soluk alabilmesi için anne parmağı ile memeyi geri çekmelidir.
Bazı anneler geceleyin kendileri yatarken bebeği emzirirler. Bu tehlikeli olabilir. Yorgun annenin kısa bir uyuma anında, meme bebeğin ağzını burnunu tıkayabilir. Anne bu durumu fark etmeyebilir ve bebek boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir.
Bebek doyana kadar emzirilmelidir. İlk günlerde özellikle zayıf ve küçük bebekler çabuk yorulurlar. Bebek başlangıçta her bir memeyi ortalama 10-15 dakika emer. Çok az emen bebekler sık sık emzirilmelidir. Bebek büyüdükçe güçlenir ve zamanla emerken artık yorulmayacaktır.

Emme süresi bebekten bebeğe değişiklik gösterebilmektedir. Ortalama olarak her iki memeyi 20-30 dakika emzirmelidir. Anne emzirmeye başladığında önce hangi memeyi verdiyse bir sonraki emzirmede önce diğerinden başlamalıdır. Çünkü bebek ilk emdiği memedeki sütü daha iyi boşaltır. Hep aynı memeden emzirmeye başlanırsa diğer memede bir miktar süt daima kalacağından o memenin sütü kesilebilir.
TALASEMİ (AKDENİZ ANEMİSİ) SLAYT
Sunuda bulunan bir kısım;
Talasemi Nedir?
Türkiye de dahil olmak üzere, bütün Akdeniz ülkelerinde önemli bir halk sağlığı problemidir. Kalıtımsal olrarak geçen, önlenebilir bir kan hastalığı türüdür. Talasemi tedavisinin maliyeti yüksek ve yıpratıcıdır fakat korunmak ucuz ve kolaydır.
Ülkemizde Talasemili Doğumları Önleyememenin Nedenleri :
Doğum hızının yüksek olması.
Akraba evliliklerinin sık görülmesi.
Prenatal tanı sayısı yetersizliği.
Ekip çalışması yetersizliği.
Yasa ve yönetmeliklerde ki yetersizlik.
Kayıt sistemi yetersizsizliği.
Eğitim ve bilgilendirmenin yetersiz oluşu.
Talasemi Tanısı Nasıl Konur?
Normal erişkin hemoglobininin yapılamaması ya da yetersiz yapılması sonucu karekterizedir. Hayatın ilk birinci yaşında solukluk, halsizlik, karın şişliği ile başvurmaktadırlar. Ağır bir kansızlık oluşu, karaciğer ve dalakta büyüme görülmesi en belirgin özelliklerindendir. Yaşamın devamı, 3-4 haftada bir uygulanan kan transfüzyonları ve demir bağlayıcı tedaviye bağlı olur.
>>>Devamı için lütfen aşağıdaki indirme adresini tıklayarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.
Yazar: Afyonkarahisar Sağlık Müdürlüğü, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Şubesi
Slayt ile ilgili aramalar ve slaytta geçen konu başlıkları: talasemi hakkında slayt, akdeniz anemisi ile ilgili slayt, talasemi ppt sunum, talasemide laboratuvar, talasemide izlem, talasemi tedavisi
–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN < --
Talasemi (Akdeniz Anemisi) Adlı Sunumu İndir![]()
Allerji meydana getiren maddelerle karşılaşma sonucu deride döküntülerle kendini gösterir.
ÜRTİKERİN BELİRTİLERİ
Ürtiker deri yüzeyinde çok çabuk şekilde, bir kaç dakika içerisinde meydana gelebilir. Çıkacağı yerde kaşıntı ile başlayıp kızarma ve şişlik halinde görülür. Çeşitli büyüklükte yuvarlak, oval, çevresi düzgün veya girintili çıkıntılı olabilir. Birbirine yakın plaklar birleşerek tüm kolu veya sırtı kaplayabilir.

Devam etme süresi çok değişiktir. Allerjenle temas kesilmişse genellikle 48 saat içerisinde kendiliğinden geçer.
Ürtiker, göz kapakları, dudak ve hatta iç organlarda da olabilir ve şişmelere neden olur. Ses tellerinin olduğu bölgede şişme olursa bu tehlikelidir. Hasta böyle bir durumda nefes alıp veremez, köpek havlamasına benzeyen bir şekilde ses çıkartarak öksürür. Bu durumda acil hekim yardımı gerekir.
ÜRTİKERDEN KORUNMA
İlk olarak ürtiker görüldüğünden bunun neden kaynaklandığını anlamaya çalışmalıyız. Genelde kullanılan bazı ilaçlar, yapay gıda boyaları, (meşrubat, şeker, sakız, dondurma gibi) çikolata ve pasta gibi tatlı yiyecekler, yumurta ve balık gibi proteinli gıdalar, çilek ve domates gibi meyve ve sebzeler bazı alerji kaynaklarıdır. Eğer ürtikere sebep olan etken anlaşılırsa bir daha onunla karşılaşmamaya çalışılmalıdır. Döküntüyle ortaya çıkan alerjinin, bir gün ses tellerinde de şişmeye neden olabileceği unutulmamalı ve bu sebeple kaynaktan uzak durmak oldukça önemlidir. Alerji sebebi parazit ise derhal doktor yardımıyla tedaviye başlanmalıdır. Döküntülü dönemde doktora danışarak alerji tedavisi yapılmalıdır.
Sık sık döküntüsü olan kişiler astım yönünden de yakından takip edilmelidir.
KANGURU BAKIMI, TEN TENE TEMAS SLAYT
Sunuda bulunan bir kısım;
TANIM
Bebeğin sadece bezi ve beresi var. Anne-babanın çıplak göğsüne konacak. Bebek yüzükoyun, baş yukarda olacak. Bebeğin sırtına battaniye veya örtü örtülecek.
Kanguru Bakımının Tarihçesi
1979; Kolombia Bogota da Dr Rey ve Martinez ilk başlangıç, küvöz yetersizliği ve ağır hastane enfeksiyonu sıklığı sebebiyle.
1983; UNICEF programa dikkat çekti.
1985; Lancet ilk İngiliz deneyimi, Whitelaw and Sleath , USA, UK, İskandinavya deneyimi.
1986; Avrupa ve ABD deneyimi. Almanya ve İskandinavlar, Afrika ülkeleri.
1996; İtalya Uluslarası Çalıtay; 30 farklı kelime yerine Kangaroo Mother Care kabul edildi.
İntrahospital maternal-infant skin to skin contact.
1998; Maryland USA, First İnternastional Conference on Kangaroo Care.
1998; Second International Workchop , Bogota , Colombia.
2000; Third International Workshop, Yogyakarta, Indonesia.
Kanguru bakımı , Ten tene temas için uygun bebekler
* Stabil prematüre
* Kilo sınırlaması yok
* Solunum durumu stabil
- Nadir apne bradikardi
- Oksijen alması kabul edilebilir
- Stabil Nazal CPAP
- Stabil ventilatörde
- PICC
- Umbilikal ven kateter kabul
- Umbilikal arter doktora danış
Kanguru ve ten tene temas; Beslenme öncesinde, beslenme sırasında ve beslenme sonrasında uygulanabilir.
Stabil Bebek Ne Demek?
Solunumla ilgili destek gereğinin sık sık değişmemesi. Vital bulguların normal sınırlarda olması, ya da vital bulguların bebeğe dokunmakla değişmemesi, veya hafif bir oksijen saturasyon değişikliği olması. Dolaşım desteği almaması ya da düşük doz dopamin alıyor olması, ya da sık doz değişikliği gerekmemesi.
>>>Devamı için lütfen aşağıdaki indirme adresini tıklayarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.
Yazar: Aslıhan BEKTAŞ
Slayt ile ilgili aramalar ve slaytta geçen konu başlıkları: kanguru bakımı hakkında slayt, ten tene temas ile ilgili slayt, kanguru bakımı ppt sunum, kanguru anne bakımı tipleri kanguru bakım emzirme, kanguru bakımının faydaları, stabil nedir?
–> SUNUMLAR ANA SAYFASINA DÖN < --
Kanguru Bakımı, Ten Tene Temas Adlı Sunumu İndir![]()
İNMEMİŞ TESTİS
İnmemiş testis, erkek üreme organı olan testislerin doğumda normalde olması gerektiği gibi torbalarda (scrotum) bulunmadığı yapısal bir bozukluktur. %3 oranında görülen bir sağlık problemidir. Testisler torbaya inmeyip karında ya da kasıkta kalmıştır. Doğumdan itibaren inmemiş testis görülen bebeklerin üçte ikisi bir yıl içinde düzelir ve testisler aşağı torbaya inerler.

İnmemiş testis nedeniyle karında ya da kasıkta kalarak dış ortamdan daha yüksek bir ısıda ve sıkışık durumda olan testislerde kanser oluşumu ihtimali de vardır. Ayrıca yine bu nedenle üreme de olumsuz etkilenir ve inmemiş testis kısırlığa yol açabilir.
İNMEMİŞ TESTİS TEDAVİSİ
İnmemiş testis vakalarında testisin inmesi için 1 yıl gibi bir süre beklenebilir. Tedavisi için en uygun zaman 6 ay ile 2 yaş arası olduğu dönemdir. Çünkü 2 yaşından sonra testis hücrelerinde harabiyet başlar. Doğumdan itibaren testis için bebek kontrol edilmeli, testisleri inmemişse bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Çocuğun tedavisine ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. 6-7 yaşındaki çocuklarda bile yapılmadı ise testis gerekirse aile tarafından kontrol edilmeli torbada olup olmadığına bakılmalı testis inmemişse vakit kaybetmeksizin tedavisi için doktora başvurulmalıdır. Bu yaşta yapılacak bir tedavi bile ileri ki yıllarda yapılacak tedaviden daha faydalı olacak, kanser ve kısırlık gibi hastalıkların ihtimali çok daha azalacaktır.
İNMEMİŞ TESTİSTEN KORUNMA VE ÖNERİLER
- Erkek çocuklar doğumdan sonra inmemiş testis yönünden kontrol edilmelidir.
- İnmemiş testis varsa ve 1 yaşından sonra düzelmemişse mutlaka doktora başvurulmalıdır.
- İnmemiş testis tedavisinde 2 yaşından daha geç kalmamaya çalışılmalıdır.
- Hormon tedavisiyle iyileşme görülmeyen çocuklarda cerrahi girişim için geç kalınmamalıdır.
ÇOCUKLARDA İDRAR YOLU ENFEKSİYONU
İdrar yollarını herhangi bir yerinde iltihaplanma ya da idrarda mikrop olmasıdır. Çocukluk yaş gurubunda kızlarda daha sık görülür ve sıklıkla tekrarlama eğilimi gösterir. Doğuştan ya da sonradan olma idrar yollarının yapısal bozuklukları ve böbrek taşları idrar yolu iltihabına eğili arttırır.

İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNUN BELİRTİLERİ
İdrar yolu enfeksiyonu olan küçük çocuklarda genellikle belirti görülmez. Bir kısım çocuklarda ise belirtileri iştahsızlık, kusma, huzursuzluk, karın ağrısı ve gelişme geriliği gibi idrar yolu iltihabı şüphesini akla getirmeyecek belirtiler görülür.
Büyük çocuklarda idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, kötü kokulu idrar, gece işemeleri ve idrardan kan gelmesi gibi belirtiler görülebilir. Tedavi edilmezse bile bu şikayetler bir kaç hafta içerisinde geriler ama iltihap devam eder. Kesin tanı idrarın laboratuvarda incelenmesi ve idrar kültürü ile konur.
İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN KORUNMA
Tuvalet temizliğinin iyi yapılması öğretilmelidir. Özellikle perine temizliği yapılırken arkadan öne değil önden arkaya yapılmalıdır. Kız çocuklarında idrar yolu daha kısa olduğu için iç kısımlara mikrop bulaşma ihtimali erkek çocuklara oranla daha fazladır. Kız çocuklarında makat temizlenirken vajinaya doğru temizlenmemelidir.
İDRAR YOLU ENFEKSİYONU TEDAVİSİ VE ÖNERİLER
- İdrar yolu enfeksiyonu doktor tedavisi gerektiren bir hastalıktır. Doktorun verdiği ilaçlar belirtilen miktarda ve belirtilen süre kullanılmalıdır. Belirtiler geçti diye tedavi yarıda bırakılmamalıdır. Yetersiz tedaviler hastalığın yinelemesine neden olabilir.
- İdrar yolu iltihabı geçiren çocukların idrarları 3 ayda bir, 2 yıl süre ile kontrol edilmelidir.
- Tam tedaviye rağmen çok sık tekrar ediyorsa idrar yollarında yapısal bir bozukluk olup olmadığı doktor kontrolünde araştırılmalıdır.
ÇOCUKLARDA VE BEBEKLERDE KULAK AĞRISI
Kulak ağrısının çok fazla nedeni vardır. En sık görülme nedeni orta kulak enfeksiyonlarıdır. 6 yaşın altındaki çocuklarda kulak-boğaz arasında uzanan östaki borusu nispeten kısadır. Bu sebeple boğazdaki ve burundaki enfeksiyonlar kolay bir şekilde kulağa geçebilirler. Bebekler ağrının yerini bilemedikleri için bu tür durumlarda yanaklarını kaşır ve yüzlerine vurmaya başlarlar. Çocuklar; diş ve boğaz ağrısını, üşütme halini ve boyun arkasındaki bezelerin şişmesini hazırlayan kaba kulağı, bademcik iltihaplarını kulak ağrısı olarak algılarlar. Kulağa kaçan herhangi bir yabancı cisim olmuşsa ve bu nedenle kulakta iltihaplanma olmuşsa kulakta ağrıdan ve sızlamadan şikayet edilebilir.

Kulak ağrısı ve beraberinde işitme bozukluğu var ise bu oldukça önemlidir. Böyle durumlarda durum belirlenerek tedavi edilmeli ve orta kulağa yansıyacak komplikasyonların önüne geçilmelidir. İhmaller çocukta işitme kaybına ve bununla birlikte öğrenme ve algılama bozukluğuna yol açabilir.
ORTA KULAK İLTİHABININ BELİRTİLERİ
Kulak ve çevresinde ağrı ve sızı.
Kulaktan akıntı gelmesi.
İşitme kaybı.
Bademcik iltihabı.
Kulağa dokunmakla birlikte ağrı olması ve sızlaması.
38 derece üzerinde ateş görülmesi.
Bezlerin şişmesi.
Bebeklerde bebeğin kulağını ovuşturması veya çekmesi.
KULAK AĞRISI İÇİN EVDE NELER YAPILABİLİR?
- Öncelikle çocuğunuzun ateşini ölçünüz.
- Çocuğunuzun işitme güçlüğü yaşayıp yaşamadığını kontrol edin. Başı sizden tarafa değil de diğer tarafa dönükken ona seslenerek sizi duyup duymadığını kontrol ediniz.
- Kulak akıntısı olup olmadığına bakınız.
- Çocuğunuzun bademciğinin çok fazla şişmiş ve kızarmış olup olmadığını kontrol ediniz. Bunu yapabilmek için iyi aydınlatılmış bir ortamda çocuğunuzun başını geriye itin ve boğazını inceleyerek “aaa” demesini isteyin. Bunu dediğinde bademcikler iyice gözükecek ve kızarmış veya şişmiş olup olmadığı görülebilecektir.
- Kulağın dışına akmış iltihap olup olmadığına bakınız. Ağrı bir iltihaplanmadan kaynaklı oluşmuş olabilir. Bu tür durumlarda iltihabın dışarı akmasına engel olacak pamuk veya benzeri bir nesneyi çocuğunuzun kulağına koymayın.
- Doktora gitmeden doktor bilgisi dışında kulağa herhangi bir şey sürmeyin ve damla damlatmayın.
KULAK AĞRISI İÇİN DOKTORA GİTMEK GEREKİR Mİ?
Çocuğunuzun kulağında ağrı varsa mutlaka en kısa sürede bir KKB uzmanına veya bulunduğunuz yerdeki en yakın sağlık merkezine gidin. Ağrının nedeni bir orta kulak iltihabı olabilir. Ağrı ile beraber yüksek ateş ve kulakta akıntı gibi başka semptomlar da varsa mutlaka hekim kontrolü gerekir. Çocuğunuz henüz şikayetlerini size söyleyemeyecek kadar küçük yaşta ise, benzinde solma var ise, ağrıdan kaynaklı huzursuz ve sürekli ağlıyorsa, durmadan kulaklarınla oynuyor ve kulaklarını ovuşturuyor ise vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekir.
KULAK AĞRISI NASIL GEÇİRİLİR?
Kulak ağrınız derideki iltihaptan kaynaklı değilse ağrıyı hafifletmek açısından bir pet şişenin içine sıcak su koyarak şişeyi havluyla sarın ve kulağınızın üzerine koyun. Eğer kulakta iltihap söz konusuysa ve akıntı varsa iltihap durumu geçinceye kadar banyo yapılırken kulağa su kaçmamasına dikkat edilmelidir.
Kulak ağrısı için doktora gidildiğinde doktor hastayı muayene eder. Muayene sonucunda ağrının bir enfeksiyondan mı yoksa başka bir durumdan mı kaynaklı olup olmadığını belirler. Eğer ağrı enfeksiyon kaynaklı ise antibiyotik tedavisi vererek ilaç reçete edecektir. Enfeksiyon kaynaklı değil ise ağrının kaynağını tespit eder ve ona göre önerilerde bulunur veya ağrı uzmanlık alanı dışında ki bir bölgeden kaynaklı ise sizi uygun branştaki hekime yönlendirir.
İŞTAHSIZ ÇOCUKLARA NASIL YEMEK YEDİRİLİR? PÜF NOKTALARIEğer çocuğunuz iştahsızsa ve nasıl yedireceğinizi bilmiyorsanız, size iştahsız çocuğunuza yemek yedirecek 6 önemli yolu sunuyoruz. Birçok ebeveyn çocuklarının iştahsızlığından yakınır. Peki çocuğunuzun iştahını açmak, daha çok yemesini sağlamak için ne yapmalıyız?

1. Akşam yemeğini erken saatte yedirin: Birçok çocuk öğleden sonra okuldan eve gelince, yaklaşık saat 3 gibi acıkır. Bu çocuklarınız için en uygun yemek saati olabilir. Akşam da hafif yemek yiyebilir. Eğer çocuğunuz okulda öğle yemeğinde çok yediyse bu doğrudur. Ancak öğle yemeğinde karnını doyurduy ise okuldan gelince ona hiçbir şey yedirmeyin. Akşam yemeği için daha fazla acıkmasını sağlayın.
2. Az yedirin: Çocuğunuza biraz yediğiniz yemekten ve biraz da sevdiği yemekten azar azar yedirin. Örneğin, tavuk seviyorsa biraz tavuk, biraz da sebze yemeği verin. Sebze yemeğini bitirirse tavuğunu da yiyebileceğini söyleyin ona.
3. Daha küçük porsiyonlarda yemek verin: Genellikle tabaklarımıza ihtiyacımızdan daha fazla yemek koyarız. Fakat, iştahsız çocuklar için bu durum daha kötüdür. İştahı olmayan çocuklarınıza daha küçük kaplarda yemeklerini verin. Böylece, yemek yedirirken “savaşı” sona erdirmiş olursunuz.
4. İlk kez yediği yemeklerde sabırlı olun: Bazen çocuklar kendilerine sunulan yemeği sevmezler veya yeni bir yemeği denemekten bu sebeple çekinirler. Eğer çocuğunuza yeni bir yemek veriyorsanız, yemekten bir iki lokma verin. Ancak daha sonra daha fazla yemesi gerektiğini ona öğütleyin.
5. Bir defa yemek yerine başka şeyler yemesine müsaade edin: Haftada bir kez yemek yerine pasta, sandviç, ya da bir kase mısır gevreği yemesine izin verin. Bunun ne kadar miktarda ve hangi gün olacağını o belirlesin.
6. Oyun ile yemek verin: Çocukların çoğu oyunu severler. Bu nedenle akşam yemeğinde çocuğunuzla yaşına uygun olarak oyun oynamaya çalışın.
- ZAMAN
SİĞİL NEDİR?
Siğil insan vücudunun dışında gelişen bene benzeyen fakat benden çok farklı özelliklere sahip deri bir tür hastalığıdır. Siğillere genellikle en çok ellerde ve parmaklarda rastlanır.

SİĞİLİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Etli bene benzeyen fakat farklı renkte (beyaz, siyah bazen ise pembe) olan, ellerde, parmaklarda ve tırnak çevresinde bulunan noktalardır. Kesildiğinde kanar fakat ağrımazlar. Ellerle beraber bazen vücudun diğer bölümlerinde de siğillere rastlamak mümkündür.
Bu bölümlerden alt bölgelerde, cinsel organlarda bazen kadınlarda rahim yolunda, yüzde ve buna benzer vücut bölgelerinde rastlanır.
Siğilin varoluş nedeni HPV (human papilloma virus) adlı virüstür. Bu virüsün 100′den fazla türü mevcuttur. Diğer enfeksiyon hastalıkları gibi siğillerde bulaşıcıdır ve bu yolla türer.
SİĞİLİN TEDAVİSİ NEDİR?
Siğilleri ortadan kaldırmanın birçok yolu mevcuttur. Sıvı azot yardımıyla ile siğili dondurarak, küçük bir ameliyatla veya lazer operasyonu ile siğili imha etmek mümkündür.
MEME AĞRISI
Meme ağrısı (mastalji) kadınlarda en sık rastlanılan meme rahatsızlığıdır. Meme ağrıları iki gruba ayrılır. Birinci grupta adet döngüsü yönetimine ilişkin meme ağrıları gelir. Genellikle adet dönemine girerken memede gerginlik ve ağrı oluşur ve adet döneminin başlangıcına yaklaştıkça bu ağrı artar. İkinci grup meme ağrılarının adet döngüsü ile alakası yoktur. Her 10 kadından 7′sinde hayatlarının belli döneminde meme ağrıları görülmektedir. Her 3 durumdan 2′si adet dönemi ile ilgili olur, 1′inin ise adet dönemi ile hiçbir ilgisi olmuyor.

Adet dönemine ilişkin ağrılar normal olarak kabul edilir ve 30-50 yaş arasında olan kadınlarda buna daha fazla rastlanır. Menopoz döneminde olan kadınlarda ise bu tip meme ağrıları görülmez.
Adet dönemine ilişkin ağrılar kadınların çoğunda hafif geçer. Ama bazılarında ise adetten 1-2 hafta kala başlar ve sancılı olur. Adet dönemine 3-5 gün kala ağrılar daha dayanılmaz hale gelir. Adet dönemi başlar başlamaz acılar da azalmaya başlar. Ağrılar genellikle her iki meme de birden olur. Ağrıyla birlikte memelerde büyüme ve gerginlikte görülür.
Adet dönemiyle alakalı acıların nedeni bazı kadınlarda süt bezlerinin hormonal değişikliklere çok duyarlı olmasıdır. Bu durum patolojik olmasa da kadınların yaşam kalitesini azaltabilen bilen faktördür.
Adet dönemiyle ilgili olmayan ağrılar genellikle kadınlarda 40 yaşından sonra ortaya çıkar ve süreklilik gösteren karakterdedir. Bazı durumlarda ağrılarda kesilmeler olabilmektedir. Ağrılar tek veya her iki memede tanımlanabilir. Ağrının nedenleri şunlar olabilir:
- Meme dokusunun kendisinden kaynaklanan ağrılar. Hiçbir türev ve zedelenmenin olmadığı memede bu ağrıların nedeni tam olarak belli değildir.
- Meme altında bulunan kas veya kemik hasarı.
- Enfeksiyon
- Meme kanseri
- Memenin iyi huylu tümörleri
Doktora ne zaman başvurmalı?
Adet dönemine ilişkin ağrılar çoğunlukla sakin geçer ve bu ağrılar nedeniyle doktora başvurmaya bilirsiniz. Her 10 kadından 3′ünde ağrılar 3-6 aydan sonra tekrar eder. Fakat bu kadınların bazılarında ağrılar bir süre sonra tekrarlanabilir. Adet ile ilgili ağrılar gelip geçici özellik taşırlar.
Adet döneminde çektiğiniz ağrılar şiddetli olursa doktorunuzdan öneriler alabilirsiniz. Bazı tavsiyeleri aşağıda veriyoruz:
- Meme üzerine baskının artırılması. Bunun için memeleri sıkı tutan sutyen takmak tavsiye edilir. Bazı kadınlar adet döneminden bir hafta önce 24 saat boyunca sıkıca saran sutyen takılmasının ağrıların azalmasına yardımcı olduğunu düşünmektedirler.
- Ağrı kesicilerin kullanımı. Parasetamol ve ibuprofen kullanımı ağrıların azalmasına yardımcı olur.
- Kafein tüketiminin azaltılması. Bazı kadınlar kafeinin kullanımının ağrıları şiddetlendirdiğini düşünürler.
- Kontraseptiflerin veya hormonal ilaçların kullanımı ağrıları artırabilir.
- Hormonları bloke eden ilaçların alımı da ağrıları azaltabilir. Bunlar danazol, bromocriptine, tamoxifen, goserelin içeren ilaçlar olabilir.
Adet dönemi ile ilgili olmayan ağrılar olması durumunda derhal doktora başvurmalısınız. Çünkü bu ağrıların temelinde çok ciddi sebepler olabilir. Doktorunuz bu nedenleri belirledikten sonra uygun tedaviye başlayacaktır.
Aramalar: memelerim ağrıyor? göğüslerde ağrının sebepleri nelerdir? adet dönemine girerken memede ağrı olması, adet görürken memeler neden ağrır? memelerde sertleşme olması
KİMLER KAN VEREBİLİR?
Yaş: 18 – 65 yaşları arasında olan her sağlıklı insan dilerse kan verebilir.

Vücut Ağırlığı: 50 kg dan fazla olan herkes kan bağışında bulunabilir.
Tansiyon: Arterial basınç 180/100 mm Hg s’den yüksek veya 100/60 mm Hg s’den düşük olmamalıdır.
Nabız: Nabız sayısı dakikada 60-100 ritim arasında olmalıdır.
Ateş: Vücut sıcaklığı normal olmalıdır.
Anemi: Kansızlık, kan vermek için engeldir. Kan vermek için kriter hemoglobin değeridir. Hemoglobin (Hb) 12.0 g/dl’nin ve hematokrit seviyesi (HCT) 38%’ den az olmamalıdır.
Kan Verme Sıklığı: Erkekler en fazla 2 ayda bir; kadınlar ise en fazla 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 defayı geçmemek şartı ile kan verebilirler.
Sıtma geçirmiş hastalar iyileştikten 3 yıl sonra kan verebilirler.
Tüberküloz geçirmiş hastalar iyileştikten 5 yıl sonra kan verebilirler.
Şeker hastaları göstergeleri normale dönerse kan verebilirler.
Doğumdan 6 hafta sonra, göstergeleri normal olursa kan verilebilir.
Ağır ameliyat geçirmiş olan hastalar 6 ay sonra göstergeleri normal olursa donör olabilirler.
Bebekler Neden Huzursuz Olurlar? Bebekler Neden Ağlarlar?

Annelerin çoğu zaman bebeklerinin ağlamasından şikayet ederler.
Eğer bebeğinizin ağlamasının nedenini bilmiyorsanız, önce bebeği ne zaman beslediğinizi hatırlayın. Eğer yemek yedirmenizin üzerinden 3 saat geçtiyse yemek yedirmeye çalışın. Eğer ağlamanın sebebi açlık değilse bezini kontrol edin. Bez de temiz ise o zaman bebeğin yerini değiştirin, daha doğrusu onu başka odaya götürün. Bu şekilde onun ağlamasının sebeplerini belirleyebilirsiniz.
Bebeği sakinleştirmek için ne yapmalısınız?
* Bebek ağlıyorsa, ona emzik ya da diş kaşıyıcı verin.
* Onu hareket ettirin, masaj yapın, karnını ovalayın.
* Bebeği yüzüstü yatırarak sırtını sıvazlayın. Eğer gaz sancısı varsa bu masaj ona iyi gelecektir.
* Bebeğinize yakınlaşın. Bebekler bazı zamanlar bu yakınlığa ihtiyaç duyar.
* Ağlarken onu kucağınıza alarak karanlık bir odaya geçin ve ninni söyleyerek ya da şarkı söyleyerek sakinleştirin.
* Eğer bütün bu söylenenler işinize yaramadıysa bebeğiniz gürültüden, kalabalıktan veya ışıktan ve bazen karanlıktan rahatsız olabilir.